K12, K23, K34, K41

Atatürk’ün Tabutunun Sarayburnu Parkı’na Taşınışı

Bir süre sonra, tabutu takip eden öğrenciler parkın içine alındı. Saat on ikiyi geçmişti. Sarayburnu’nun her köşesinde bu merasimi izlemek için gelen yabancı sinemacılar ve fotoğrafçılar, deniz kıyısında çalışabilmek için yerlerini seçiyorlardı. Saat on ikiyi yirmi geçe, ellerinde yüzlerce çelenk taşıyan gençlik kafilesi göründü. Alayın önündeki birlikler Sarayburnu Parkı kapısından içeri girerken, yalnızca cenazenin bulunduğu top arabasını takip eden merasim katılımcıları, genç zabitler ve üniversite öğrencileri parkın içine alınabildi.

Beş dakika sonra, cenazeyi Ankara’ya götürmekle görevli merasim kumandanı Orgeneral Fahrettin Altay ile muavini General Cemil Cahid sahile ulaştılar. Az sonra, top arabasının üzerinde, şanlı Türk sancağına sarılmış Mukaddes tabut göründü. Top arabası, önceden hazırlanan masanın önünde durdu. Cenazeyi takip edenler, muhribe giden yolun iki tarafına dizi

K11, K22, K33, K45

Atatürk’ün Tabutunun Güllüme Parkı’na Taşınışı

Biraz önden ilerlerken Tıbbi Adliye’nin önündeki kalabalık yolda bekliyordu. İnsanlar olan bitene inanamaz bir halde etrafa bakıyor, gönülleri tabutun geçişini kabullenemiyordu. Bayrağa sarılmış tabut, Soğukçeşme yönüne döndüğünde kalabalığın içinden bir feryat yükseldi:
“Atam!”

Saat 12:17’de Büyük Önder Güllüme Parkı’nın kapısından girdi. Parkın kumlu yollarında iki sıra halinde dizilmiş ihtiram kıtaları arasında top arabası ağır ağır ilerliyordu. Tabut, rıhtımda bekleyen Zafer torpidosuna taşınacaktı.

Sarayburnu’nda ise ufuktan alaca karanlık sıyrılırken, Türk ve misafir harp gemilerinin arasından Zafer muhribi süzülerek Salıpazarı önüne kadar geldi. Muhrip, manevra yaparak Sarayburnu rıhtımındaki dubaya yanaştı. Burada tabutun konulacağı yer, sancak tarafında, menekşe renginde kadife örtü ile hazırlanmıştı

K14, K24, K32, K44

Cenaze Alayında İstanbul’un Matem Havası

Alay hareket etmeye başladığında, sarayın karşısındaki bahçelerden canhıraş feryatlar yükseldi. Deniz bandosunun çaldığı Şopen’in matem havası, alayın ilerleyişine ağır ve hüzünlü bir ahenk katıyordu. Yollarda askeri disiplin ve düzen göze çarpıyor, İstanbul halkı tek yürek olarak Atatürk’e feryat ediyordu. Her adımda bir feryat yükseliyor, halkın acısı ve bağlılığı her geçen metreyle daha belirgin oluyordu.

Alay güzergâhındaki heyecan ve yoğunluk tarifsizdi. Top arabasında taşınan Büyük Önder’in tabutu geçtiği her yerde adeta bir tufan havası esiyor, insanlar tabutu daha yakından görmek ve onun yüzünü bir an bile olsa görebilmek için büyük bir gayret gösteriyordu. Her adımda bayılanlar, yere düşüp feryat edenler gözlemleniyordu. Özellikle Tophane’de, bir ihtiyar ninenin tabuta sarılmak için ezilmeyi göze alması, beş-altı yaşındaki bir çocuğun tabutun üzerindeki bayrağı hızla a

K15, K25, K31, K43

Atatürk’ün Cenaze Töreni Saraydan Caddeye Taşınışı

Merasim, komutan Fahrettin Altay önderliğinde başladı. Sarayın yan bahçesinden ön bahçeye geçildiğinde, Atatürk’ün en yakın dostları büyük ölüyü hürmetle selamladılar. Merdivenlerin ön basamağında Kuleli Askeri Lisesi öğrencisi Çoban Mustafa dimdik durarak selam verdi. Gözlerinden yaşlar süzülen Mustafa, 17 milyon kişiden biri olarak Atasına son kez veda ediyor ve onu selamlıyordu.

Saraydan çıkılırken, Dolmabahçe Sarayı’nın tarihi saat kulesi saat dokuz buçuğu gösteriyordu. İstanbul’un yıllardır bağrında misafir ettiği bu büyük insan, son kez saray kapısından çıkarılıyordu. Dolmabahçe’nin büyük kapısından iki hademe ellerindeki süpürgelerle kapıyı temizleyerek eski bir milli geleneği yerine getirdi. Kapının iki kanadı, gözyaşlarıyla kapandı.

Alay hareket etmeye başladı. Caddede önde bir atlı polis kıtası bulunuyordu. Ardından süvari birlikleri ve alay sancağı eşliğinde piyade

K13, K21, K35, K42

Atatürk’ün Tabutunun Taşınışı ve Son Tören Hazırlıkları

Atatürk’ün tabutu, eller üzerinde taşındıktan sonra tarihi bir top arabasının üzerine konuldu. Tabut, sanki bu mukaddes görevi taşımak istemiyormuş gibi ağır ve hırçın bir duruş sergiliyordu. Bu durum, merasimde hazır bulunan herkes üzerinde derin bir hüzün etkisi yaratıyordu. Tabutu taşıyan arabayı çevreleyen 18 numaralı obüsün kumandanı Teğmen Kemal, kılıcıyla selam vaziyetinde duruyordu.

O sırada Eskişehir’den gelen hava alayına ait uçaklar, sahanın üzerinden geçerek Atatürk’e son saygı uçuşunu gerçekleştirdiler. Kara, deniz ve hava ordusundan gelen zabitler tabutu dikkatle arabaya yerleştirirken, ihtiram kıt’ası selam vaziyetinde duruyordu. Donanma ve topçular Büyük Ölüyü selamlıyor, havadan filomuz da merasime katılıyordu.

Tabutun üzerine, vişne çürüğü renginde kadife bir örtü ve Atatürk’ün ipek bayrağı tekrar yerleştirildi. Artık hazırlıklar tamamlanmıştı. Tabutun etr

I12, I23, I34, I41

Atatürk’ün Son Veda Töreni

Dolmabahçe Sarayı’nda Büyük Ölümün Huzuru

7 Kasım 1938 sabahı saat 7.58’de, İstanbul halkı ve yakın arkadaşları, Dolmabahçe Sarayı’nda Büyük Ölünün huzuruna bir kez daha el bağladı. Merasim salonunu aydınlatan ışıklar, hüzünlü bir yankıyla kubbede yansıyordu. Atatürk’ün en güvenilir ve yakın arkadaşları, her zaman olduğu gibi onun etrafında toplanmıştı; bu kez tabutunu kaldırmak için bir aradaydılar.

Orgeneral Fahrettin Altay, Korgeneral Halis Bıyıktay, Salih Omurtağ, General Kurt Cebe, Ekrem Baydan, Osman Doğan, Hakkı Özgener, Zeki Ertöçay, Mustafa Hayri Ertoy, Salim Cevad Ayalp, Kemal Balıkesir, Enis Erkoçay, Ziya Erkinci, İshak Avni Akdağ ve Nuri Yamat, tabutun etrafında duruyordu. Salonun diğer tarafında zabitlerden oluşan bir ihtiram müfrezesi yerini almıştı. En önde duran zabitin elinde Atatürk’ün son örtüsü, kırmızı-beyaz atlas bayrak duruyordu.

I11, I22, I33, I45

Atatürk’ün Son Yolculuğu

İstanbul Sokakları ve Saray Hazırlıkları

10 Kasım 1938 sabahı, İstanbul’un caddeleri insan seliyle dolmuştu. Saat dörtten itibaren halk, Atatürk’ü son kez görmek için sokağa çıkmıştı. Kucağında iki aylık bebeğiyle anneler, güçlükle yürüyen yaşlılar, Cumhuriyeti emanet aldığı gençler… Herkes o gecede uykusuz kalmış, Atatürk’le veda edebilmek için caddelere dizilmişti. Yağmur çiselemeye başlayınca bazıları şemsiyelerinin altında toplandı, bazıları mangal etrafında ısınmaya çalıştı, bazıları ise kaldırım kenarlarına siper olarak ayakta bekledi. Herkesin tek amacı vardı: Atatürk’ü bir kez daha selâmlamak ve ona saygı göstermek.

Ertesi sabah, 11 Kasım 1938’de, güneşin ilk ışıkları İstanbul’u aydınlatmaya başlarken halk hâlâ Atasını bekliyordu. Dolmabahçe Sarayı’nda hazırlıklar sessiz ve saygılı bir şekilde yürütülüyordu. Saat yedi c

I14, I24, I32, I44

Atatürk’ün İstanbul’dan Ebedi Ayrılışı

Tarih 10 Kasım 1938… Aziz ve ebedi şefimiz Atatürk, İstanbul’dan bir daha dönmemek üzere ayrıldı. Cumhuriyetin kurucusu, bütün bir milletin kalbinde taht kurmuş lider, ebediyen bizlerden uzaklaştı. İstanbul halkı bu elim olayı büyük bir üzüntüyle karşıladı; Atatürk’ün mukaddes naaşını günlerdir adeta bir hac merasimi gibi tavaf ediyorlardı. İnsanlar, ölüm gerçeğini bir türlü kabullenemiyor, tabutuna sarılarak son kez ona dokunmaya çalışıyor, ipek bayrağa yüzlerini sürerek içlerindeki derin acıyı ifade ediyorlardı.

Özellikle evvelki gece İstanbul, tarih boyunca benzeri görülmemiş bir yoğunluk ve üzüntü yaşadı. Şehir, gece yarısına doğru her zamanki sessizliğinden uzaklaşmış, caddeler ve geçit yerleri insan seliyle dolmuştu. Atasını son kez görmek isteyen İstanbullular, kaldırımlarda ve geçit yollarında bir araya gelmiş, saatler ilerledikçe kalabalık daha da yoğunlaşmıştı. Bu manzara

I15, I25, I31, I43

Atatürk’ün Huzurunda Yabancı Liderler ve Halkın Matem Günü

Atatürk’ün cenaze törenine dünya çapından birçok lider ve misafir katıldı. Eski Afgan Kralı Amanullah bile, saygısını sunmak için Türkiye’ye gelmişti. Kral, Atatürk’ün huzuruna yaklaşırken gözlerindeki heyecan ve saygı ile adeta titreşiyor, neredeyse sendeleyerek ilerliyordu. Nihayet tabutun yanında durdu, ipek bayrağın ve büyük liderin manevi varlığının önünde saygıyla eğildi. Namaz kılan bir mümin gibi rükû edercesine selam verdi ve sonra gözlerinde yaşlarla sessiz kalabalığın arasına karıştı.

Atatürk’ün ölümü, sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında yankı buldu. Londra’dan Pekin’e, New York’tan Transval’e kadar milyonlarca insanın sevgisi ve ilgisi Atatürk’ün üzerinde yoğunlaştı. Onun ölmediği, manevi varlığının hâlâ yaşadığı hissi, katılanların kalplerine teselli verdi. Bu büyük liderin bıraktığı etki ve sevgiyi görmek, insanlara bir nebze olsun rahat

I13, I21, I35, I42

Atatürk’ün Cenaze Töreninde Nöbet ve Ziyaretçiler

Atatürk’ün cenaze töreninde nöbetler tekrar değiştirildi. İki general, Osman Tufan ve Nuri Vamut, ellerindeki kılıçları kınından çıkararak tabutun etrafında yerlerini aldılar. Salonun sessizliği ve derin saygı havası, herkesin üzerinde etkiliydi. Bu sırada çelenkler getirilmeye başlandı. İlk olarak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün çelengi sunuldu. Ardından Büyük Millet Meclisi, Meclis Başkanı, Başvekil ve Mareşal’in çelenkleri de tabutun yanına bırakıldı.

Tabutun etrafına yerleştirilen bu çelenkler, adeta bir sevgi sembolü gibiydi. Onlar Atatürk’e şunu söylüyordu: “Biz buradayız, senin yanındayız. Kalbimizi sana getiriyoruz.” Çelenkler tabutun çevresinde bir teselli gibi duruyor, büyük liderin manevi varlığına saygı sunuyordu.

Ziyaretçiler, program dahilinde salonun kule kapısından bahçeye doğru ilerliyor, Atatürk’ün huzurunda eğiliyor ve ardından salondan çıkıyorlardı. Salon

Scroll to Top