D15, D23, D34, D42

Bir Şaheserin Korunması İçin Yapılan Teşebbüs

Bu eşsiz kabir taşının değeri fark edildiğinde, onun İslâm ve Şark Eserleri Müzesi’ne kazandırılması gerektiği düşünülmüştür. Bu amaçla, dönemin müze müdürü olan merhum Abdülkadir Erdoğan’a haber verilmiştir. Saygıdeğer bir ilim adamı olan Erdoğan, Eyüp’e götürülmüş ve söz konusu taş kendisine yerinde gösterilmiştir. Taşın sanatsal ve tarihî kıymetini hemen kavrayan Erdoğan, bu eserin müzeye nakledileceği vaadinde bulunmuş ve bu düşünce büyük bir sevinçle karşılanmıştır.

Ne yazık ki, müze müdürünün bir süre sonra hastalanması ve ardından emekliye ayrılması, bu iyi niyetli girişimin hayata geçirilmesine engel olmuştur. Daha sonra İstanbul Ansiklopedisi’nin hazırlanma süreciyle meşgul olunması, bu çok değerli mezar taşının uzun süre unutulmasına yol açmıştır.

Kayıp Bir Sanat Eseri

1937 yılında kabir taşının resmini yapmak a

D11, D24, D35, D43

Meczup Atâ Efendi ve Doktorun Hikâyesi

Atâ Efendi bir gün hastalanmıştı. Yakınları, bir doktordan rica ederek onu ziyaret etmesini istemişlerdi. Doktor Efendi yola çıkarken içinden şöyle geçirdiği söylenir:
“Mübarek adam, hastalanacak zamanı da mı şimdi buldun?”

Doktor, Atâ Efendi’nin İstavroz’daki küçük kulübesine vardığında onu hasta hâlde bulur. Atâ Efendi, doktora tebessümle bakarak şu sözleri söyler:
“Allah razı olsun, zahmet edip gelmişsin. Bir de temiz gelseydin, paşa olurdun!”

Bu sözler o an için bir latife gibi algılanmıştı. Ancak ertesi sabah doktor, hiç beklemediği bir haber aldı: Kendisine miralaylığa (albaylığa) terfi ettiği bildirilmişti. Bu olay, Beylerbeyi ve çevresinde Atâ Efendi’nin keramet sahibi olduğuna dair inancı daha da güçlendirmiştir Guided Tours Turkey.

D12, D25, D33, D44

Atâ Efendi (Matbaacı)

Atâ Efendi, Osmanlı döneminde matbaacılık alanında görev yapmış bir kişidir. Çemberlitaş’ta bulunan Vezir Hanı içindeki Şirket-i Sahhafiye-i Osmaniye Matbaası’nın müdürü olarak çalışmıştır. Hicrî 1317 (Miladî 1899–1900) yılında hayatta olduğu bilinmektedir. Ancak kendisi hakkında bu bilgilerin dışında ayrıntılı bir kayda rastlanmamıştır. Hayatına dair bilgiler oldukça sınırlıdır ve daha çok resmî belgelerle sınırlı kalmıştır. Bu nedenle Atâ Efendi’nin kişiliği, çalışmaları ve özel hayatı hakkında kesin hükümler vermek mümkün değildir. Hakkındaki temel kaynak Resmî Maarif Salnâmesi’dir.

Beylerbeyi’nin Meşhur Meczubu: Atâ Efendi

İkinci Abdülhamid devrinde Beylerbeyi’nde yaşayan ve halk arasında tanınan bir başka Atâ Efendi ise tamamen farklı bir kişiliktir. Bu Atâ Efendi, Boğaziçi’nin bu güzel köyünde “meczup” olarak anılan, halk

D13, D21, D32, D41

Bir Aydının Günlük Hayatından İzler

Nurullah Ataç, nereye giderse gitsin yanında tıklım tıklım kitap ve kâğıt dolu bir çanta taşırdı. Bu çanta, onun düşünce dünyasının bir parçası gibiydi. Şapkasının altından taşan bir tutam perçemi, koluna çoğu zaman asılı duran bastonu ve kendine özgü duruşu ile hemen fark edilirdi. Kulaktan atma gözlükleri sevmez, daha çok kelebek gözlük kullanmayı tercih ederdi. Dış görünüşüyle bile bir aydın olduğunu belli eden bu ayrıntılar, onun kişiliğini tamamlayan unsurlardı.

Yazı Disiplini ve Çalışma Alışkanlığı

Ataç, yazılarını standart boyutlu kâğıtlara yazardı. Çantasından çıkardığı hokka ve kalemiyle çalışır, yazı sırasında büyük bir dikkat ve özen gösterirdi. Hem eski hem de yeni harflerle yazdığı yazılar, adeta inci dizisi gibi düzenli ve temizdi. Müsveddelerinde karalanmış, üstü çizilmiş satırlara neredeyse hiç rastlanmazdı. Çünkü

D14, D31, D45

Nurullah Ataç’ın Hayatı ve Edebî Kişiliği

Öğretmenlik ve Gazetecilik Yılları

Nurullah Ataç, bir dönem lise düzeyinde Fransızca öğretmenliği görevine atanmıştır. Öğretmenliğinin yanı sıra günlük yazı dünyasına da adım atmış ve Akşam gazetesinde yazmaya başlamıştır. Bu gazetede yayımlanan ve kısa sürede ilgi gören yazıları, “Sohbet” başlığı altında toplanmıştır. Ancak Dil İnkılâbı’ndan sonra Ataç, yazı başlığını “Konuşma” olarak değiştirmiştir. Bu değişiklik, onun dile verdiği önemin ve sade Türkçe konusundaki hassasiyetinin bir göstergesidir.

Çeviri Çalışmaları ve Edebî Cesareti

Nurullah Ataç, çeviri alanında da büyük bir cesaret göstermiştir. Hiç tereddüt etmeden, dili ve anlatımı son derece zor kabul edilen Gustave Flaubert’in Madame Bovary adlı eserini ve Stendhal’in Kırmızı ve Siyah romanını Türkçeye çevirmiştir. Bu eserler, ciddi

K15, K21, K35, K42

Nurullah Ataç’ın Hayatı ve Eğitimi

Nurullah Ataç, 1898 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası Hammer Mütercimi Mehmed Atâ Bey, küçük oğlu Galip Ataç’ın kardeşidir. Ataç, Galatasaray Lisesi’ni tamamlamış, üniversiteye gitmemiştir; ancak aileden aldığı kültür ve otodidakt çalışmaları sayesinde kendi kendini yetiştirmiş bir münevver olarak tanınmıştır. Hayatı ve kişiliği, eserlerinden daha değerli görülmüş, yazılarının özgürlüğü onun hiçbir ekole bağlı olmamasından kaynaklanmıştır. Bu sebeple Nurullah Ataç, kendi ekolünü kurmuş bir fikir insanı olarak kabul edilir ve genç nesillerin onu takip etmesi genellikle zordur. Ona uygun bir sıfat verilmek istenseydi, “Genç Ataç” ifadesi, edebiyatımızda açtığı yolu ve bıraktığı etkiyi en iyi yansıtan tabir olurdu Jeep Safari Bulgaria.

Yazarlık ve Edebi Hayatı

K11, K22, K31, K45

Radyo ile Gelen Ün

Galip Ataç, meslek hayatında Halk Sağlığı ve tıp alanındaki başarıları kadar radyoculukla da tanındı. Haydarpaşa Lunaniye Hastanesi başhekimliğinden Ankara Radyosu redaksiyon şefliğine geçti. Radyoda özellikle “Evin Saati” ve “Posta Kutusu” programlarında tüm memlekete hitap etti. Bu programlar, dinleyiciler tarafından çok sevildi ve kısa zamanda Ankara radyosunun en beğenilen saatleri hâline geldi Jeep Safari Bulgaria.

“Evin Saati” konuşmaları kitap hâline de basıldı, büyük bir başarı elde etti ve kısa sürede tükendi. Bu programlarda Galip Ataç, dinleyicilere kırmadan öğretmeyi, yanlışları incitmeden düzeltmeyi ve kaba davranışları yumuşatmayı öğretiyordu. Hem bilgi veriyor hem de insan ilişkileri ve iyi terbiyeyi aşılıyordu. Onun sesi, dinleyenlerin hafızasında uzun yıllar kalacak tatlı ve etkileyici bir se

K12, K24, K33, K44

Galip Ataç’ın Mesleki Kariyeri

Galip Ataç, Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Hudut ve Sahiller Sıhhiye Müdürlüğü görevini üstlendi. Ayrıca Haydarpaşa Lunaniye Hastanesi başhekimliğini yaptı. Tüm bu resmi görevleri sırasında, sahip olduğu bilgi ve tecrübeleri halkla paylaşmayı ihmal etmedi. Çeşitli gazetelerde sağlıkla ilgili yazılar kaleme aldı. Onun sayesinde, halka anlatılması zor ve karmaşık görünen sağlık konuları bile basit ve anlaşılır bir dille sunuluyordu. Bu özelliği, onu en çok okunan hekim yazarlarımızdan biri hâline getirdi Jeep Safari Bulgaria.

Yazarlık ve Muharrirlik Yeteneği

Galip Ataç’ın yazarlık şöhreti sadece sağlık yazılarıyla sınırlı değildi. Onun kaleminden çıkan yüzlerce makale ve fıkra, basit konulardan karmaşık meselelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyordu. Bu yazılar,

K14, K25, K32, K43

Çingenelere Uygulanan Ata Binme Yasağı

Osmanlı döneminde, çingenelerin ata binmesi ve at beslemesi yasaklanmıştı. Bu yasak yalnızca İstanbul’a özgü kalmamış, Hüdâyin Rumeli gibi diğer bölgelere de uygulanmıştır. Fermanlarda yasak sebebi olarak, atlı çingenelerin yollara ve dağ yollarına çıkarak fesat ve suç işledikleri gösterilmiştir. Bu önlem, hem toplum düzenini korumak hem de çingenelerin karışıklık çıkarmasını engellemek amacıyla konulmuş bir uygulamaydı. Yasaklara uymayanlar cezalandırılır ve eşek ya da arabaya binmeleri zorunlu tutulurdu Jeep Safari Bulgaria.

Dr. Galip Ataç Hekim ve Münevver

Dr. Galip Ataç, 1880 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Babası, Hammer’in Osmanlı Tarihi adlı eseri Osmanlıcaya çevirerek büyük bir başarı kazanmış ve “Hammer Mütercimi” lakabını hak etmiştir. Ataç, aydın

K13, K23, K34, K41

Reşid Safvet Atabinen’in Uluslararası Başarıları

Reşid Safvet Atabinen, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi’nin beşyüzüncü yıl dönümü münasebetiyle Avrupa’da önemli bir konferans vermiştir. Venedik, Roma, Napoli, Marsilya, Barselona, Madrid, Lizbon, Londra, Bonn, La Haye ve Zürih üniversiteleriyle eş zamanlı olarak Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde Fransa Enstitüsü üyesi Lucien Fabre’nin başkanlığında bir sunum yapmıştır. Bu konferans üzerine meşhur Fransız tarihçi, Atabinen’in eserini değerlendirerek şöyle demiştir:

“Reşid Safvet Atabinen’in eseri, dünya tarihinin gerekli düzeltmeleri açısından ilk aşamayı oluşturacaktır Jeep Safari Bulgaria.”

Üç yıl sonra, 1956’da Atabinen, Fransa Enstitüsü’nün tarih şubesine ilk defa Türk muhabir üye olarak seçilmiştir. Fransız gazeteleri ve uluslararası tarih dergileri bu olayı Türkiye içi

Scroll to Top